Candide, Voltaire’in kör iyimserliği sorguladığı kısa ama etkisi büyük bir romandır.
Başkahraman Candide, hocası Pangloss’tan “Bu dünya mümkün olan en iyi dünyadır” düşüncesini öğrenerek büyür. Ancak hayat, ona bunun tam tersini tekrar tekrar gösterir.
Savaşlar, doğal afetler, hastalıklar, adaletsizlikler ve kayıplar…
Candide ne kadar iyimser kalmaya çalışsa da yaşadıkları, bu felsefenin gerçeklikle uyuşmadığını ortaya koyar.
Romanın sonunda Voltaire, büyük teorilerden çok eyleme işaret eder:
“Bahçemizi ekip biçmeliyiz.”
Yani:
Dünyayı olduğu gibi kabullenmek yerine Hayatımızdan sorumluluk almak, Çalışmak, üretmek ve somut fayda yaratmak gerekir…
Bir gece daha… iç seslerin açık oturumuna hoş geldiniz.
Bir günü daha geride bıraktık.
Dişler fırçalandı. Pijamalar giyildi. Telefon bir kenara bırakıldı — en azından öyle niyet edildi.
Ve o kutsal an geldi:
Yastığa kafayı koymak.
Ama işte tam o anda…
Zihinde bir ses yükseliyor:
“Bugün biraz fazla mı sessizdin acaba?”
Ve sonra bir diğeri:
“Asıl sessizliği yarın sabah alarm çalınca göreceğiz.”
Derken bir tanesi geçmişten bağlanıyor yayına:
“2017’deki o mesajı niye öyle gönderdin acaba?”
Bir diğeri bugünden söz alıyor:
“Süt aldın mıydı? Almadıysan kahvaltı yalan.”
Bir başkası da gelecekten bağırıyor:
“Yarınki sunum için panik yapma… ama hazır da değilsin bu arada.”
Evet…
Zihnimde Konuşanlar Derneği toplanmış durumda.
Başkan sensin, ama söz hakkı hep onlarda.
Üstelik susmak bilmiyorlar. Gündem sonsuz:
Hayatın anlamı, kahve filtresi, bitmeyen WhatsApp grupları, eski sevgilinin storysi, evrende yalnız mıyız, kargo neden hâlâ gelmedi, yastığın soğuk tarafı nerede…
🤹♀️ Bu Oturumda Kimler Var?
Mantık Temsilcisi: “Yat, uyuman lazım. Uyuyamazsan yarın perişan olursun.” Duygu Komitesi: “Ama bugün kendini biraz yalnız hissetmedin mi?”
Kaygı Sorumlusu: “Yarınki görüşmeyi kesin batıracaksın.”
Nostalji Ekibi: “Lisede o tişörtü niye herkesle aynı gün giydin ya…”
Bir de moderatör var: Sen.
Sadece dinliyorsun. Araya girmek mümkün değil.
Söz hakkı istersin ama sesin çıkmaz.
🎬 Geceyi Bitirelim Mi?
Zihnin, gün içinde bastırdığın her şeyi gece tekrar oynatır.
Bir nevi tekrar yayını.
Bazen komedi, bazen dram.
Ama hepsinin ortak özelliği:
Uykuya geçişi engellemekte olağanüstü bir başarı sergilerler.
Peki çözüm ne?
Belki sadece fark etmek.
Bu iç sesleri yargılamadan gözlemlemek.
Onların da bir işi var: seni korumak, yönlendirmek, bazen de eğlendirmek.
“Bugün markette o kasiyere ‘teşekkürler’ yerine neden ‘teşekkür ederim’ dedim? Daha mı resmîydi? Soğuk mu algıladı? Bana kırılmış mıdır?”
Aklın bir köşesinde hâlâ patronun sabahki “Toplantıda görüşelim” cümlesi çınlıyor.
Neyi görüşeceğiz?
Görüştük de ben mi yoktum?
Yoksa ben gidince herkes bir şeyleri mi konuşuyor?
Tam uykuya dalacakken… BAM!
“2014 yılında o grup fotoğrafında neden o pantolonu giymiştim?”
Üstelik kırmızıydı. Ve üstelik diz hizasında hafif potluk yapıyordu.
Dost acı söyler ama uyku acı düşündürür.
Zihinsel Pijamalar giyildiğinde şu sorular klasikleşir:
“Ya o mesajı yanlış anladıysa?” “Yarın kaçta kalkmam gerekiyordu?” “Kendimi geliştirmeliyim ama hangi alanda?” “Ya uyuyamazsam, uykusuz kalırsam, sabah geç kalırsam, hayatım kayarsa?” Finalde: YouTube’da meditasyon müziği → 4 saatlik horlama.
📝 Minik Bir Not:
Zihnini susturamıyorsan, bir “yarın düşün” listesi yap.