Etiket: üretkenlik

  • “Ne İstediğini Bilmek: Hepimiz Biraz Kararsızlar Kulübü Üyesiyiz”

    Hadi dürüst olalım:

    Hayatta ne istediğimizi biliyor olsak, şu an “Acaba kahve mi içsem… yoksa hayatımı mı değiştirsem?” ikilemlerinde kaybolmazdık.

    Bir gün “Spora başlıyorum!”, ertesi gün “Ama bugün ben değil” modundayız.

    Bir gün “Minimalist olacağım!”, ertesi gün indirimde diye 17 tane aynı renkte çorap alıyoruz.

    Ne istediğini bilmek, modern insanın epik görevi.

    Bir nevi kendi hayatımızın final boss’u.

    Üstelik yan görevler hiç bitmiyor:

    🔺Okulu bitir

    🔺İş bul

    🔺Aşk bul

    🔺Kendini bul

    🔺Sonra kaybetmeden devam et 🙃

    Kararsızlık Yeni Normal mi?

    Eskiden hayat basitti:

    “Büyüyünce ne olacaksın?”

    — “Doktor.”

    Şimdi?

    “Yani… remote çalışsam ama ruhuma da iyi gelse… bir yandan da influencersam… ama toksik görünmesem…”

    Kafamızdaki seçenek sayısı: 7.834.221

    Kalbimizin olgunluk seviyesi: pending 🕣

    Asıl Sorun: Çok Fazla Seçenek!

    Netflix açıyoruz:

    Film mi? Dizi mi?

    Belgesel mi? Yoksa gerçek suç hikayesi mi?

    Sonuç: Uyuyakaldık.

    Restorana gidiyoruz:

    Menü 14 sayfa.

    Her şey güzel.

    Sonuç: Garsonun önerdiğini söylüyoruz.

    Hayat da böyle işte.

    Seçenek çok → kafa karışık → kendine dönmek zorlaşıyor.

    Peki, Nasıl Bulacağız Ne İstediğimizi?

    📌 Ufak ama etkili bir liste:

    1️⃣ İç sesini aç, dış sesleri kısmayı öğren

    2️⃣ Başkalarının “mükemmel” hayatlarına değil, seninkine bak

    3️⃣ “Yanlış seçim” diye bir şey yok — deneyim var

    4️⃣ Büyük değişim değil → küçük adımlar

    5️⃣ Kendine karşı sabırlı ol (Herkes çözemedi henüz)

    Çünkü bazen bir kahve alıp “N’apıyoruz biz?” diye düşünmek bile ilerlemektir.

    Son Söz:

    Ne istediğini bulmak bir yolculuk…

    Ama kim söylemiş hedefe varınca eğlenceli olacağını? 🎢

    Asıl keyif:

    Denemek, yanılmak, güldükçe yeniden başlamak.

    Ve unutma:

    Kararsız olmamız, hala seçeneklerimiz olduğu anlamına geliyor.

    Bence bu şahane 💛

  • “Arayı Açtık Ama Kopmadık: Mindoras Günlüklerine Dönüş Hikayesi”

    Merhaba sevgili Mindoras yolcusu! 🎈
    Uzun zamandır yoktum. Hani şu “iki dakika dinleneceğim” deyip 8 ay ortadan kaybolan insan tipi vardır ya… işte ben. Ama merak etmeyin, kayboluşum sırasında Mars’a falan gitmedim. Sadece hayat, çok ilginç yan görevler çıkardı:
    Mini bosslarla savaş, enerji barı sıfıra inme, level atlamaya çalışırken tuşların bozulması gibi…

    Ve şunu fark ettim:

    Zaman geçiyor. Biz takip etmek yerine bazen sadece göz kırpıyoruz.

    Ara verdiğim bu dönemde biriktirdiklerim oldu:

    • Biraz tecrübe
    • Biraz kahkaha
    • Biraz gözyaşı
    • Ve bol bol iç ses
      (İç sesim çok konuşuyor, yakında ona da sözleşme yapabilirim.)

    Şimdi geri döndüm çünkü içimde bir ses durmadan şunu fısıldıyordu:
    “Yaz, yaz, yaz… insanın aklı yazınca düzeliyor.”

    Belki hayat hepimizi sağa sola savuruyor.
    Belki motivasyonumuz arada bir tatile çıkıyor.
    Belki bazen hiçbir şey yapmadan “hiçliğin yogası”nı tercih ediyoruz.

    Ama dönmek…
    İşte en güzel cesaret bu.

    Mindoras bundan böyle:

    • Biraz kişisel gelişim
    • Biraz mizah
    • Biraz beynin oyunları
    • Ve çokça biz neysek o

    olacak.

    Klişeye bağlamak istemem ama…
    Bazen insan kendine dönmek için kaybolur.

    Ben döndüm.
    Kahven varsa iç, yoksa çay koy.
    Beraber toparlanacağız, söz.
    Yeni yazılar yakında geliyor.

    Mindoras yeniden yayında.
    Ve bu defa tam burada, tam şimdi. ✨

    Mindoras Notu:
    Hayat bir oyunsa… “continue” tuşuna bastım.
    Sıra sende. Sen de bastın mı?

  • Küçük Adımların Büyüsü

    Hedeflerimiz genelde gözümüzde büyür. “Bir gün yaparım” dediğimiz hayaller, büyük adımlar beklediğimiz için hep ertelenir. Oysa hayatın değişimi, çoğu zaman küçük adımlarla başlar.

    Bir kitabı bitirmek için önce ilk sayfayı açmak gerekir. Sağlıklı yaşamak için uzun bir maratona çıkmak değil, günün birinde 10 dakikalık bir yürüyüş yapmak yeterlidir. Büyük dönüşümler, küçük seçimlerin tekrar tekrar yan yana gelmesiyle inşa olur.

    Küçük adımlar, bize şunu hatırlatır: “Şimdi başla.” Çünkü en önemli olan, mükemmel bir plan değil, harekete geçmektir. Her gün atılan minik bir adım, bir yıl sonra koca bir yolculuğa dönüşür.

    Ve belki de en güzeli şudur: Küçük adımlar, bizi yormaz, gözümüzü korkutmaz, sürdürülebilir bir yol açar. Bir gün fark ederiz ki, ufak tefek çabalarımız bir araya gelmiş ve hayatımızın yönünü değiştirmiştir.

    Unutma, sihir büyük adımlarda değil; sabırla, inatla ve istikrarla atılan küçük adımların büyüsünde saklıdır.

    Bugün atabileceğin üç küçük adım:

    Sabah 2 dakika derin nefes al, zihnini temizle. Gün içinde 1 sayfa kitap oku. Yatmadan önce şükrettiğin 1 şeyi yaz.

    ✨ “Bin millik yolculuk bile tek bir adımla başlar.” — Lao Tzu

  • ⏳ Zaman Geçiyor, Peki Sen Aynı Mısın?

    Bazen her şey değişir, biz hâlâ aynı yerde gibi hissederiz. Ama öyle mi?

    Zaman geçiyor evet.

    Takvimler değişiyor, mevsimler geçiyor, hatta bazı insanlar saç rengiyle beraber kişiliğini de değiştiriyor.

    Ama biz? Biz aynı mıyız?

    Kendime sık sık bu soruyu soruyorum:

    “Zaman geçiyor, ama ben geçebiliyor muyum?”

    🌒 Akşam 22:37 – Zihinsel Trafik Yoğunluğu

    Yatmaya hazırlanıyorum.

    Telefonu bırakıyorum, ışığı kapatıyorum, kafamı yastığa koyuyorum.

    Ve o an geliyor:

    “Ben ne yapıyorum?”

    “Zaman geçiyor, ben hâlâ hayatımı çözemedim.”

    Tam drama zirveye ulaşacakken, iç sesim devreye giriyor:

    — “Şu lavabodaki çatalı da bırakma artık orada.”

    Ve evrenin anlamı, paslı bir çatalın gölgesinde kayboluyor.

    Dış dünya bir film sahnesi gibi.

    Instagram’da herkes yoga yapıyor, deniz kenarında kitap okuyor, “öz” ile “ben” arasında köprü kuruyor.

    Ben?

    Ben yoğurdun son kullanma tarihine bakıyorum.

    Ve içimdeki küçük ama kararlı ses fısıldıyor:

    — “Geç kaldın…”

    Ama nereye, kime, neye geç kaldım bilmiyorum.

    Belki de sadece kendime geç kaldım.

    Kendimi hep “sonra ilgilenirim” klasörüne atıyorum.

    🎭 Gülmek Mi? Evet Lütfen.

    Hayat bazen öyle bir ağırlık yapıyor ki, altından kalkmak için mizah kazmasıyla eşelemek zorunda kalıyorum.

    Örneğin:

    “Hayat amacımı buldum!”

    Dolaba çikolata bakmaya gider…

    Veya:

    “Meditasyon yapıyorum”

    Tavana 2 saat bakar…

    Çünkü gülmek, bazen duyguların üstünü örten bir battaniyedir.

    Isıtır, sarar, geçici de olsa huzur verir.

    🧘‍♀️ Peki Ya Şimdi?

    Zaman geçiyor, evet.

    Ama mesele belki de her şeye yetişmek değil.

    Belki sadece “ben buradayım” diyebilmek.

    Çünkü geçmiş hep pişmanlıklarla dolu olacak.

    Gelecekse hep belirsizlikle.

    O yüzden en kıymetli durak: Şimdi.

    Ve eğer şu an bu satırları okuyorsan…

    Kendine az da olsa vakit ayırmışsın demektir.

  • 💤Zihinsel Pijamalar – Bölüm 2:🧘 Zihinsel Soğuma Hareketleri

    👉🏻Uyumadan Önce Beyne Soğuk Havlu Sarma Rehberi)

    Şimdi derin bir nefes al…

    Gerçekten al ama, şöyle diyaframdan – hani tüm gün görmezden geldiğimiz yerden.

    Ver nefesi yavaşça… Verirken o “Trafikte neden yol vermedim ki?” sorusunu da ver gitsin.

    Kafanın içindeki yorumcu kadroyu yavaş yavaş sahneden alalım:

    “Sen o tartışmada haklıydın canım, ama şimdi mola zamanı.”

    O iç sesin “Şöyle yan döneyim” cümlesini bir yastığa, bir de evrenin boşluğuna bırak.

    Yan dön, düz dön, ters dön… Bu gece yatakta sadece bedenin kalsın, zihnin biraz dinlensin.

    📻 Bonus Rahatlama Önerisi:

    *“Şu an uyumuyorum ama sorun değil” mantrasını tekrar et.

    Çünkü bazen zihin sadece sesini duyurmak ister.

    Bir iki cümlesini dinle, sonra ona da “Hadi pijamalarını giy” de.

    Gecenin bu saatinde hâlâ geçmişi kurcalayan düşüncelere:

    “Sıran değil, sabah bekle” diyerek zihinsel sıra numarası dağıtabilirsin.

    Kim bilir, belki sabaha unutulmuş olurlar…

    Olmazlarsa, kahveyle tekrar konuşuruz.

    İyi geceler.

    Zihin pijamalarını giydi, artık kapanış vakti. 🌙🛏️

  • “Sırt Ağrımı Giderirken Kendimi Kaybettim: Yoga mı, Uyku mu, Kim Bilebilir?”

    Sırtım ağrıyor.

    Hayır, öyle “of koltuğa fazla oturdum” ağrısı değil…

    Bu, “hayat beni biraz fazla taşıttı” türünden derin bir sırt ağrısı.

    Ve tabii ki çözüm: sırt yogası.

    YouTube’da “10 dakikada omurga rahatlatan yoga” videosunu buldum. Eğitmen o kadar sakin ki, ben daha başlarken “Rahatla…” demesiyle neredeyse teslim oldum.

    Pozisyonlar geliyor:

    Kedi pozu, inek pozu…

    Ben o sırada düşünen bir ördek gibi hissediyorum ama boş ver, gelişim yolculuğu bu.

    Sırt biraz gevşedi, evet. Hatta öyle gevşedi ki…

    Dedim ki, şimdi 5 dakika meditasyon yapayım.

    Niyetim çok güzel: Nefes alacağım, zihnimi boşaltacağım, içsel benliğimle buluşacağım…

    Sonuç ne oldu derseniz:

    Nefes aldım.

    Zihnimi boşalttım.

    Ve içsel benliğimle birlikte bir uykuya geçiş yaptım.

    Yani evet… Meditasyonla birlikte REM uykusuna da ulaşabiliyormuşuz, bilgi olsun.

    🧘‍♀️ Kişisel Gelişim Notları:

    Yogada uzman değilim ama videonun yarısını ses yerine rüyada tamamladım. Meditasyonun gücüne inanıyorum, ama alarm kurmak da bir kişisel gelişim yöntemidir. Sırtım mı? Biraz daha iyi. Ya da o kadar uyuşmuş ki fark etmiyorum.

    📌 Sonuç:

    Hayat bazen bize “kendine iyi bak” der,

    Biz de onu ciddiye alıp kendimizi yoga matına yatırırız…

    Ama fark etmeden uykuya dalıyorsak, belki de bedenimiz “bırak gelişimi, biraz uyu be güzelim” diyordur.

    Ve evet:

    Uykuyla gelen gelişim de gelişimdir.

    (En azından ben öyle kabul ediyorum.)

  • Motivasyonum Kayboldu: Momentum Nasıl Yeniden Kazanılır?

    Bir sabah uyanırsın…
    Güneş parlıyor, kuşlar cıvıldıyor, kahven sıcacık… ama senin içinden hiçbir şey yapmak gelmiyor.

    Motivasyon?
    O, bavulunu toplamış, “Ben biraz kafamı dinlemeye gidiyorum” deyip seni ortada bırakmış.

    İşte bu yazı, kayıp motivasyonunu tekrar bulmana yardımcı olacak bir nevi “kayıp ilanı”, biraz gözleme, biraz kahve, bolca ironi içeriyor.


    1. Motivasyon Sandığın Kadar Sadık Değil

    Şunu bir kabul edelim: Motivasyon havalı bir arkadaş. Gelir, gider. Bazen gelirken yanına enerji, ilham, kahve aşkı da getirir… bazen de “Ben sadece uğradım, hemen kaçıyorum,” der.

    Çözüm mü?
    Onu beklememek. Sen harekete geç, sonra o kıskanır gelir. Motivasyon bir nevi egolu; seni koşarken görünce, “Aa ben de katılayım bari” diyor.


    2. Mini Görevler: Dev Dağları Dilimle

    Kendine şöyle bir görev verdin mi hiç?

    “Bugün romanımın ilk 9 bölümünü yazayım, aynı anda diyet yapayım ve finansal özgürlük kazanayım.”

    Yani???
    Hayır. Lütfen. Yapma bunu kendine.

    Motivasyon, küçük zaferleri sever. Mesela sadece bilgisayarı açmak. Ya da dosyanın adını değiştirmek.
    Başka hiçbir şey yapmasan bile o minik adım “Ben geldim” sinyali verir.


    3. “Yapıyormuş Gibi” Yap

    Psikolojik araştırmalar der ki (evet, birileri araştırmış gerçekten):
    Bir şeye başlıyormuş gibi davranmak, başlamaktan daha kolaydır.

    Yani:
    ✔ Kalemi eline al.
    ✔ Not defterini aç.
    ✔ YouTube’dan “çalışma müziği” aç.
    ✔ Gözlerinle hedefe odaklanmış gibi yap (istersen hafif kıs da, daha etkili olur).

    Sonra ne olur biliyor musun? Beyin: “Hmm galiba gerçekten çalışıyoruz?” der… ve çalışmaya başlarsın. Büyü gibi ama değil. Bilim gibi ama eğlenceli.


    4. İlham mı? İlham Şart Değil. İnternet Var.

    İlhamın geleceği yoksa, başka ilhamlara göz dik.
    Aç YouTube’da “başarılı sabah rutini”, gir Instagram’a “productive day reels” bak.

    Ama dikkat: Sadece 10 dakika! Sonra kendini Bali’de dijital göçebe olmayı araştırırken bulma, çünkü bu motivasyon değil, kaçış.


    5. “Sadece 5 Dakika” Stratejisi

    Kendine şunu de:

    “Sadece 5 dakika çalışacağım. Sonra dizi izlemeye devam ederim.”

    Spoiler: 5 dakika dolunca bazen bırakıyorsun. Ama çoğu zaman… devam ediyorsun.
    Neden? Çünkü başladın. Yokuşun başındaki ilk adımı attın. Momentum geldi.
    Ve momentum, motivasyonun cool kuzeni. Daha sadık, daha güçlü.


    6. Kapanış: Motivasyon Gittiğinde de Hayat Devam Ediyor

    Motivasyon seni terk ettiyse, panik yapma. O biraz nazlıdır. Ama sen ne yapacağını biliyorsun artık.

    Başla. Küçük başla. Abartma. Komik ol.
    Ve arada bir iç sesine şöyle de:

    “Bak dostum, motivasyon falan hak getire. Ama ben buradayım. Hadi bakalım!”


    Son Söz:
    Motivasyon gelir geçer ama çabaların iz bırakır.
    Bugün sadece minik bir şey yap… ve sonra üzerine bir kahve iç.
    Çünkü sen bunu hak ettin. Hem çabayı, hem kahveyi.

  • Kendini Sevmek: Neden ve Nasıl?

    Çünkü kimse senin kadar uğraşmaz.

    🎯 Önce “Neden?” Sorusuyla Başlayalım

    1. Çünkü başkası yapmayabilir.

    Gerçekçi olalım. Herkes yoğun. Bazısı kendini bile sevmeye vakit bulamıyor.

    O yüzden bu işi dış kaynaklara bırakmak tehlikeli.

    Sen kendini sev ki, başkaları seni sevdiğinde “Aaa süper denk geldi!” diyebilesin.

    2. Çünkü en uzun ilişkin… kendinle.

    Doğduğundan beri birliktesiniz. Uyumak, yemek yemek, boş boş bakmak… hep sen.

    Arayı düzelt, zira kendinle küs yaşanmaz. Trip atarsan da, barışmayı yine sen yapacaksın. Masraflı ve yorucu.

    3. Çünkü aynadaki kişi seni terk etmez.

    Er ya da geç herkes gider. Ama sen kalırsın.

    (En kötü ihtimalle, kuaföre gidersin. Ama geri dönersin.)

    🛠️ Peki, Kendini Sevmek Nasıl Olur?

    1. Sabah uyanınca kendine “Günaydın güzel insan” de.

    Evet, saç baş dağınık olabilir ama unutma: Dağınıklığın bile sana özgü.

    (Evin gibi düşün, her köşesi tanıdık.)

    2. Hatalarını Netflix dizisi gibi izle.

    “Bunu ben mi yaptım?” diye düşündüğün anlar olacak.

    Ama bir gün aynı şeyi kahkaha ata ata anlatacaksın.

    (Hatta belki bloga yazarsın. Mesela ben şu an onu yapıyorum.)

    3. ‘Hayır’ demeyi öğren.

    Kendini sevmenin en sade hali: istemediğin şeylere “Hayır” diyebilmek.

    “Gelemem, o gün kendime çay ısmarlayacağım.” diyebilmek… gerçek özgürlük.

    4. Kendine küçük sürprizler yap.

    Bir kahve, bir kitap, bir çiçek…

    Kendini şaşırt. “Aaa sen mi aldın? Ne kadar da düşüncelisin!” deyip gülümse.

    (Not: Bu ekonomiyle hâlâ kendine hediye alabiliyorsan, gerçekten büyük bir sevgisin.)

    5. Kendini başkalarıyla kıyaslama.

    Kimse sabah 08:00’de story atmaz. Atıyorsa da o gerçek değil.

    Senin ritmin yavaşsa, sen öylesin.

    Başkasına değil, kendine yetiş.

    💬 Sonuç: Sev Kendini, Yoksa Kimse Yerine Sevemez

    Kendini sevmek; süs değil, süslenmeden de iyi hissetmektir.

    Onay beklemeden “Ben buradayım.” diyebilmek.

    Bazen battaniyeye sarılıp, “Bugün moralim yok ama iyiyim.” diyebilmektir.

    Hazır bu kadar kendini sevmişken bir kahve koy, Spotify’dan “Kendine Notlar” çal ve bu yazıyı paylaş.

    Belki birileri de bugün ilk defa aynaya gülümser.

    💌

    Sevgiyle (önce kendine),

    Mindora

  • Seni etkileyen 3 kitap nedir ?

    Robin Sharma – Sabah 5 klübü
    Ahmet Şerif İzgören – İş Yaşamında 100 Kanguru
    Kimberley Feeeman – Kır Çiçeği Tepesi

    Sabah 5 Kulübü – Robin Sharma

    Bu kitap, disiplinin, sabah rutininin ve kişisel gelişimin önemini bana adeta yeniden öğretti. Güne erken başlamanın yalnızca bir alışkanlık değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi olduğunu fark ettim. Kitaptaki karakterlerin dönüşüm yolculuğu, bana da değişimin mümkün olduğunu gösterdi. Sabah 5’te uyanmanın sadece fiziksel bir eylem değil, zihinsel bir dönüşüm olduğunu anladım. Kendime ayırdığım ilk saatlerin günün geri kalanını nasıl şekillendirdiğini bu kitapla deneyimledim.

    İş Yaşamında 100 Kanguru – Ahmet Şerif İzgören

    İş hayatında karşılaşılan durumları mizahi ama gerçekçi bir dille ele alan bu kitap, bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. İzgören’in sade dili ve yaşanmış hikâyelerden yola çıkarak verdiği mesajlar, profesyonel yaşantımda daha bilinçli ve esnek olmamı sağladı. Kitaptaki “kanguru” metaforu, iş dünyasındaki sürprizlere hazırlıklı olmam gerektiğini, aynı zamanda olaylara çok yönlü bakabilmenin önemini gösterdi.

    Kır Çiçeği Tepesi – Kimberly Freeman

    Hayal gücünü ve duygusal derinliği harmanlayan bu roman, geçmişle bugünü iç içe geçirerek beni zamanlar arasında bir yolculuğa çıkardı. Kadın karakterlerin güçlü anlatımı, özellikle içsel direniş ve hayata tutunma çabaları beni derinden etkiledi. Kitap, duygusal bağ kurma gücümle birlikte, kendi hayatımdaki kökleri, aile bağlarını ve kişisel kimliğimi sorgulamama neden oldu. Aynı zamanda, geçmişin sırlarını çözmenin bugünkü kararlarımızı nasıl etkileyebileceğini fark ettim.

    Bu üç kitap, farklı yönlerden bana dokundu. Biri disiplinimi güçlendirdi, biri iş hayatındaki duruşumu şekillendirdi, diğeri ise duygusal dünyamı zenginleştirdi. Her biriyle kendimi yeniden keşfettim ve hayata dair yeni pencereler açtım. Gerçekten de kitaplar, yalnızca kelimelerden ibaret değil; bazen hayatın kendisi oluyorlar.

  • Konu: Cuma Motivasyonu: Haftayı Bitirdin, Excel Seni Bitirmesin! 😊

    Merhaba Değerli Arkadaşlarım,

    Yoğun bir haftayı daha geride bırakıyoruz.

    Pazartesi’den itibaren toplantılar, e-postalar, “çok kısa bir Zoom yapalım”lar derken hepimiz epey yorulduk — farkındayız!

    Ama bugün Cuma 🎉

    Artık yapılacaklar listesini değil, kahve kupanızı güncellemenin zamanı.

    Unutmayın; verimlilik kadar, mola vermek, nefes almak ve kendinize zaman ayırmak da başarıyı sürdürülebilir kılar.

    Hafta sonu şarj olmak için birebirdir — kendinize bu hakkı tanıyın.

    İyi dinlenmeler, mutlu Cumalar!

    Keyifli bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle,

    Mindora

    💼☕🌿