Etiket: sabah rutini

  • Küçük Adımların Büyüsü

    Hedeflerimiz genelde gözümüzde büyür. “Bir gün yaparım” dediğimiz hayaller, büyük adımlar beklediğimiz için hep ertelenir. Oysa hayatın değişimi, çoğu zaman küçük adımlarla başlar.

    Bir kitabı bitirmek için önce ilk sayfayı açmak gerekir. Sağlıklı yaşamak için uzun bir maratona çıkmak değil, günün birinde 10 dakikalık bir yürüyüş yapmak yeterlidir. Büyük dönüşümler, küçük seçimlerin tekrar tekrar yan yana gelmesiyle inşa olur.

    Küçük adımlar, bize şunu hatırlatır: “Şimdi başla.” Çünkü en önemli olan, mükemmel bir plan değil, harekete geçmektir. Her gün atılan minik bir adım, bir yıl sonra koca bir yolculuğa dönüşür.

    Ve belki de en güzeli şudur: Küçük adımlar, bizi yormaz, gözümüzü korkutmaz, sürdürülebilir bir yol açar. Bir gün fark ederiz ki, ufak tefek çabalarımız bir araya gelmiş ve hayatımızın yönünü değiştirmiştir.

    Unutma, sihir büyük adımlarda değil; sabırla, inatla ve istikrarla atılan küçük adımların büyüsünde saklıdır.

    Bugün atabileceğin üç küçük adım:

    Sabah 2 dakika derin nefes al, zihnini temizle. Gün içinde 1 sayfa kitap oku. Yatmadan önce şükrettiğin 1 şeyi yaz.

    ✨ “Bin millik yolculuk bile tek bir adımla başlar.” — Lao Tzu

  • “Çarşamba : Sabah 05:00: Kahve mi, Kader mi?”

    Merhaba, sevgili “güne erken başlayıp hayatını değiştireceğini düşünen ama aslında alarmı susturup yorgana gömülmek isteyen” dostum! Senin için özel olarak hazırladığım “Saat 5 Kişisel Gelişim Rutini: İlle de Gelişeceksem!” rehberine hoş geldin.

    05:00 – Alarm Çalıyor (Ama Neden?)

    Yatağın kenarında çalan o nefret dolu ses: “Haydi, bugün yeni bir sen doğuyor!”
    Sen: “Yeni bir ‘sen’ istemiyorum, eski halimle iki saat daha uyumak istiyorum.”
    Ama hayır! Kişisel gelişim kitapları “Başarılı insanlar 05:00’te kalkar!” dedi. Peki ya senin ruhun 07:00’den önce bedene girmiyorsa? Sorun yok, kendini zorla!

    05:15 – Soğuk Duş (Ya Da Donma Töreni)

    “Soğuk duş metabolizmayı hızlandırır, disiplin kazandırır!” diyorlar. Sen ise titreyerek:
    “Acaba hipotermi de kişisel gelişim sayılır mı?”
    Banyodan çıkarken artık hem uyanıksın hem de donmuş bir ceset gibi hissediyorsun. Muhteşem!

    05:30 – Meditasyon (Yani Oturup ‘Ben Ne Yapıyorum?’ Diye Düşünmek)

    Gözlerini kapatıyorsun, derin nefes alıyorsun… Aklına gelen tek şey:
    “Kahvaltıda simit mi yesem, tost mu? Acaba ofiste çay parası veriyor muyduk?”
    “Zihnini boşaltmalısın!” diyen gurular, senin zihninin bir kargaşa sirk olduğunu bilmiyorlar.

    06:00 – Koşuya Çık (Ya Da Mahallede ‘Şüpheli Kişi’ İlan Edil)

    Karanlıkta koşarken etraftaki köpekler sana havlayıp “Bu saatte ne işin var?” diye sorguluyor.
    Sen: “Sağlıklı yaşam için!”
    Köpek: “Ben öyle bir hayat istemiyorum.”

    06:30 – Kitap Oku (Gözlerin Açık, Beynin Kapalı)

    Kişisel gelişim kitabındaki “Limitlerini zorla!” cümlesini okurken, beynin “Benim limitim sabah 07:00’den önce çalışmıyor.” diye isyan ediyor.

    07:00 – Kahvaltı (Yani Hızlıca Bir Şeyler Atıştırıp İşe Yetişme Telaşı)

    “Avokadolu tost ve chia tohumlu smoothie” hayaliyle başladığın gün, elinde poğaça ve 3. bardak çayla son buluyor. Sorun değil, yarın yine denersin! (Spoiler: Denemeyeceksin.)

    07:30 – İşe Varış (Ve Asıl Trajedi Başlıyor)

    Ofise geldiğinde mesai arkadaşları: “Nasıl bu kadar enerjiksin?”
    Sen, içten içe ölerek: “Kişisel gelişim diye bir şey deniyormuş…”

    Sonuç:
    Eğer bu rutini 21 gün yaparsan alışkanlık kazanırmışsın. Ama 3. gün “Ben zaten geliştim, yeter!” deyip vazgeçersen, kendini suçlu hissetme. Çünkü gerçek kişisel gelişim, sabah 05:00’te kalkmadan da olur. (Mesela, “Ben alarmı erteleyerek sabrımı geliştiriyorum!” diyebilirsin.)

    Not: Bu rutini deneyip 1 hafta dayanabilirsen, zaten başarılı sayılırsın. Dayanamazsan, “Ben akışıma güveniyorum!” de ve güzel bir uyku çek. 😊

    Kahve olmadan kişisel gelişim olmaz!

  • Pazartesi bitti, hayatta kaldık!

    Kendinizi tebrik edin, zira haftanın en sinsi günü olan Pazartesi’yi atlattınız. Bu, Everest’e terliklerle tırmanmak gibi bir şey. Ama başardınız!

    Salı mı? O, Pazartesi’nin kuzeni. Ama artık gardımızı aldık. Çarşamba desen, haftanın tam ortası; psikolojik olarak “az kaldı” moduna giriyoruz. Perşembe zaten Cuma’nın ön gösterimi. Cuma? Ah, o artık bir ödül!

    Unutmayın: Haftanın her günü bir fırsat. Kim bilir, belki Salı sabahı harika bir fikir bulursunuz. Belki Çarşamba gülmekten karnınız ağrır. Belki Perşembe birine ilham olursunuz.

    Kendinize güvenin, gülümsemeyi unutmayın. Çünkü en iyi versiyonunuz, iyi hisseden halinizdir.

    Haftaya damganızı vurun, ama kahvenizi de eksik etmeyin!

  • Yakında Kiminle Konuşmak İsterdim?

    Cevap net: Robin Sharma.

    Çünkü bir insan hem sabah 5’te kalkıp kitap yazıyor, hem de bunu keyifle anlatabiliyorsa… orada kesin bir sihir vardır! Kendisiyle bir kahve içip (muhtemelen matcha tercih eder), şu meşhur “zihinsel disiplini” nasıl koruduğunu sormak isterdim. Belki bana da o içsel GPS’ini paylaşır diye umut ediyorum, çünkü benimki sabah alarmına bile tepki vermiyor.

    Ayrıca günlük rutininde neleri önceliklendirdiğini öğrenmek isterdim. Belki ben de sabahları Instagram yerine ilhamla uyanmayı başarırım. Ve tabii, zorluklarla başa çıkarken kullandığı o gizli stratejileri de not alırdım—bir yandan içsel fırtınalarla boğuşurken bir yandan da sükûnet içinde oturmak, bildiğin ninja becerisi.

    Kısacası, onunla bir konuşma sadece ilham vermezdi; belki hayatıma da küçük bir “Ferrari ruhu” katardı!

  • Cumartesi: Kişisel Gelişim mi, Kahvaltı mı?

    Kişisel gelişim kitapları “erken kalk, hedef koy, güne yön ver” der.

    Cumartesi ise “biraz daha uyu, kahvaltı zaten günün zirvesi” diye fısıldar.

    Hafta içi 6:30’da alarma uyanan biz, Cumartesi sabahı 10:45’te gözümüzü aralayıp “bugün verimli geçecek” der, sonra tekrar uyuruz.

    Hedef: Kitap okumak, yürüyüş yapmak, üretken olmak.

    Gerçek: 2 saat Instagram, 1 saat kahve, 3 saat “bir şey izleyeyim” derken akşam.

    Ama belki de Cumartesi, asıl gelişimi hatırlatır:

    Rahatlamak, yavaşlamak, hayattan keyif almak da bir beceridir.

    Yani evet, Cumartesi günü kişisel gelişim biraz bekleyebilir. Ama kahvaltı soğumadan gelmek lazım.

  • Duygularına Sahip Çık!

    Duygularına Sahip Çıkmak, Kendine Sahip Çıkmaktır

    Seninle başlar her şey. Dışarıdaki dünya seni şekillendirmeye çalışsa da, asıl değişim içeriden gelir. Hayat kolay değil. Her gün karşına çıkan olaylar, insanlar, belirsizlikler seni zorluyor. Ve evet, tahammül sınırların daralıyor. Ufak şeyler bile bazen koca bir fırtına gibi kopuyor içinde. Normal. Çünkü sen insansın.

    “Duygular düşman değildir. Onlar, bize bir şeylerin yanlış gittiğini anlatan habercilerdir.” – Brene Brown

    Tahammülsüzlük, çoğu zaman bastırılmış yorgunluğun dışa vurumudur. Sadece olan bitene değil, kendi içinde çözülmemiş duygulara da tepkidir. Biri sesini biraz yükselttiğinde, geçmişte duyduğun o ton aklına gelir belki. Ya da ertelenmiş bir huzursuzluk, en olmadık anda patlar.

    Ama burada kritik bir fark var: Tepki mi veriyorsun, farkındalıkla mı davranıyorsun? Çünkü kişisel gelişim, her şeye gülümsemek ya da pozitif kalmak değildir. Asıl mesele, ne hissettiğini bilmek ve onu yönetebilmektir.

    “İnsan kendi içinde savaşmadıkça, dışarıdaki savaşları kazanamaz.” – Carl Jung

  • Hayat bazen kişisel gelişimle kişisel çöküş arasında ince bir çizgi…

    Bir gün “Sabah 6’da kalkıp meditasyon yapacağım” diyorsun, ertesi gün 11’de uyanıp kahvaltıya moral motivasyonla Nutella sürüyorsun.

    Kitap alıyorsun: “Kendine İyi Davran”, sonra kendine şöyle diyorsun: “Bugünlük dinlen, hak ettin.”

    Bir yanda hedefler, diğer yanda dizi maratonları…

    Ama önemli olan şu:

    Gidiyor olman. Hızın değil, yönün önemli.

    Kimi gün kitap okursun, kimi gün battaniyeye sarılıp hayata küsersin.

    İkisi de senin gelişiminin bir parçası.

    Yani kısacası:

    Sen zaten ilerliyorsun. Sadece biraz kahve ve bolca sabırla! ☕🌱💪

  • Kendini Geliştir, Ama Şarjın Bitmesin


    Kişisel gelişim denince herkes bir anda kitaplara, seminerlere, motivasyon videolarına sarılıyor. Güzel de, önce bir kahvaltı yap istersen. Zira aç karna farkındalık da zor oluyor.
    Her gün “daha iyi bir ben” olmak için çabalıyoruz ama bazen “bugünkü ben” de fena değil.
    Küçük adımlar önemlidir diyorlar, ama biz bazen küçük adımı atarken Instagram’a takılıp 3 saat kaybolabiliyoruz. Olsun, insanız sonuçta.
    Kısacası, geliş ama robot gibi değil. Kendini tanı, geliştir ama arada miskinlik hakkını da kullan. Çünkü gelişim, önce kendine gülümsemekle başlar.


  •  “Onlar Nasıl Bu Kadar Başarılı Oluyor?” Sendromu

    Başkasının sabah rutini:

    🏃‍♂️ 5:00 koşu

    📖 20 sayfa kitap

    🧘‍♀️ Meditasyon

    ☕ Cold brew

    Benim sabahım:

    🤳 Alarmı 4 kez ertele

    🛌 Yatakla göz göze gel

    ☕ Kahveye bakıp içmemeyi düşün

    😶 “Ben nerde yanlış yaptım?” diye sorgula

    Ama gerçek şu:

    Sen sadece onların paylaştığını görüyorsun,

    Arka planda ne kadar tökezlediklerini bilmiyorsun.

    📌 Herkesin saati, yolu, ritmi farklı.

    Kıyaslama, motivasyon değil baskı üretir.

    Sen kendi ilerleyişine odaklan.

  • Mükemmel Olmasın, Devam Etsin Yeter

    Bugün sabah 5’te kalkmadım.

    7:30 oldu, hâlâ yataktaydım.

    Kahve soğumuş, motivasyon kayıplarda.

    Ama bir sayfa kitap okudum.

    Bir not yazdım.

    Ve en önemlisi: Pes etmedim.

    📌 Motivasyonun Instagram filtresi yok.

    Gerçek hayatta motivasyon:

    📉 Bir gün var,

    📈 Bir gün yok,

    Ama önemli olan: Bir adım atmak.

    💬 Eğer sen de bazen “mükemmel başlamadım” diye kendini suçluyorsan…

    Rahatla. Devam etmek > Mükemmel başlamak.