Etiket: farkındalık

  • ⏳ Zaman Geçiyor, Peki Sen Aynı Mısın?

    Bazen her şey değişir, biz hâlâ aynı yerde gibi hissederiz. Ama öyle mi?

    Zaman geçiyor evet.

    Takvimler değişiyor, mevsimler geçiyor, hatta bazı insanlar saç rengiyle beraber kişiliğini de değiştiriyor.

    Ama biz? Biz aynı mıyız?

    Kendime sık sık bu soruyu soruyorum:

    “Zaman geçiyor, ama ben geçebiliyor muyum?”

    🌒 Akşam 22:37 – Zihinsel Trafik Yoğunluğu

    Yatmaya hazırlanıyorum.

    Telefonu bırakıyorum, ışığı kapatıyorum, kafamı yastığa koyuyorum.

    Ve o an geliyor:

    “Ben ne yapıyorum?”

    “Zaman geçiyor, ben hâlâ hayatımı çözemedim.”

    Tam drama zirveye ulaşacakken, iç sesim devreye giriyor:

    — “Şu lavabodaki çatalı da bırakma artık orada.”

    Ve evrenin anlamı, paslı bir çatalın gölgesinde kayboluyor.

    Dış dünya bir film sahnesi gibi.

    Instagram’da herkes yoga yapıyor, deniz kenarında kitap okuyor, “öz” ile “ben” arasında köprü kuruyor.

    Ben?

    Ben yoğurdun son kullanma tarihine bakıyorum.

    Ve içimdeki küçük ama kararlı ses fısıldıyor:

    — “Geç kaldın…”

    Ama nereye, kime, neye geç kaldım bilmiyorum.

    Belki de sadece kendime geç kaldım.

    Kendimi hep “sonra ilgilenirim” klasörüne atıyorum.

    🎭 Gülmek Mi? Evet Lütfen.

    Hayat bazen öyle bir ağırlık yapıyor ki, altından kalkmak için mizah kazmasıyla eşelemek zorunda kalıyorum.

    Örneğin:

    “Hayat amacımı buldum!”

    Dolaba çikolata bakmaya gider…

    Veya:

    “Meditasyon yapıyorum”

    Tavana 2 saat bakar…

    Çünkü gülmek, bazen duyguların üstünü örten bir battaniyedir.

    Isıtır, sarar, geçici de olsa huzur verir.

    🧘‍♀️ Peki Ya Şimdi?

    Zaman geçiyor, evet.

    Ama mesele belki de her şeye yetişmek değil.

    Belki sadece “ben buradayım” diyebilmek.

    Çünkü geçmiş hep pişmanlıklarla dolu olacak.

    Gelecekse hep belirsizlikle.

    O yüzden en kıymetli durak: Şimdi.

    Ve eğer şu an bu satırları okuyorsan…

    Kendine az da olsa vakit ayırmışsın demektir.

  • 💤 Zihinsel Pijamalar – Bölüm 3:

    “Zihnimde Konuşanlar Derneği”

    Bir gece daha… iç seslerin açık oturumuna hoş geldiniz.

    Bir günü daha geride bıraktık.

    Dişler fırçalandı. Pijamalar giyildi. Telefon bir kenara bırakıldı — en azından öyle niyet edildi.

    Ve o kutsal an geldi:

    Yastığa kafayı koymak.

    Ama işte tam o anda…

    Zihinde bir ses yükseliyor:

    “Bugün biraz fazla mı sessizdin acaba?”

    Ve sonra bir diğeri:

    “Asıl sessizliği yarın sabah alarm çalınca göreceğiz.”

    Derken bir tanesi geçmişten bağlanıyor yayına:

    “2017’deki o mesajı niye öyle gönderdin acaba?”

    Bir diğeri bugünden söz alıyor:

    “Süt aldın mıydı? Almadıysan kahvaltı yalan.”

    Bir başkası da gelecekten bağırıyor:

    “Yarınki sunum için panik yapma… ama hazır da değilsin bu arada.”

    Evet…

    Zihnimde Konuşanlar Derneği toplanmış durumda.

    Başkan sensin, ama söz hakkı hep onlarda.

    Üstelik susmak bilmiyorlar. Gündem sonsuz:

    Hayatın anlamı, kahve filtresi, bitmeyen WhatsApp grupları, eski sevgilinin storysi, evrende yalnız mıyız, kargo neden hâlâ gelmedi, yastığın soğuk tarafı nerede…

    🤹‍♀️ Bu Oturumda Kimler Var?

    Mantık Temsilcisi: “Yat, uyuman lazım. Uyuyamazsan yarın perişan olursun.” Duygu Komitesi: “Ama bugün kendini biraz yalnız hissetmedin mi?”

    Kaygı Sorumlusu: “Yarınki görüşmeyi kesin batıracaksın.”

    Nostalji Ekibi: “Lisede o tişörtü niye herkesle aynı gün giydin ya…”

    Bir de moderatör var: Sen.

    Sadece dinliyorsun. Araya girmek mümkün değil.

    Söz hakkı istersin ama sesin çıkmaz.

    🎬 Geceyi Bitirelim Mi?

    Zihnin, gün içinde bastırdığın her şeyi gece tekrar oynatır.

    Bir nevi tekrar yayını.

    Bazen komedi, bazen dram.

    Ama hepsinin ortak özelliği:

    Uykuya geçişi engellemekte olağanüstü bir başarı sergilerler.

    Peki çözüm ne?

    Belki sadece fark etmek.

    Bu iç sesleri yargılamadan gözlemlemek.

    Onların da bir işi var: seni korumak, yönlendirmek, bazen de eğlendirmek.

    Ama unutma: Son sözü sen söylersin.

    🌙 Kapanış:

    Derneğin bugünkü oturumu sona erdi.

    Yastık yine yumuşak, dünya yine sessiz.

    Şimdi biraz nefes al.

    Gözlerini kapat.

    Ve kendine şunu hatırlat:

    “Her düşünceye cevap vermek zorunda değilsin.”

    İyi uykular.

    Zihinsel pijamalarını giydin mi?

  • “Yaşam Kalitesini Artırmanın Anahtarı: Dengeyi Kurmak”

    Günümüzün hızlı ve yoğun yaşam temposunda kendimizi ihmal etmek kolay, dengeyi kurmak ise bir ihtiyaçtan çok bir zorunluluk haline geldi. Bu yazıda; beden, zihin ve ruh arasında sağlıklı bir uyum kurmanın yollarını keşfedecek, yaşam kaliteni artırmak için atabileceğin sade ama etkili adımlarla tanışacaksın.

    Denge

    Hayatın her alanında karşımıza çıkan ama çoğu zaman fark etmeden ihlal ettiğimiz temel bir kavram.

    Sağlıklı bir bedenin, huzurlu bir zihnin, doyurucu ilişkilerin ve sürdürülebilir bir yaşamın olmazsa olmazı.

    Peki nedir bu “denge” dediğimiz şey?

    🔍 Denge Nedir?

    Denge, herhangi bir şeyin aşırıya kaçmadan, eksik kalmadan, uyum içinde olmasıdır.

    Ne çok fazla ne çok az.

    Bir şeyin doğru oranla, doğru zamanda, doğru şekilde yerini bulmasıdır.

    Bu sadece fiziksel bir denge değil; duygusal, zihinsel, sosyal ve hatta ruhsal dengeyi de kapsar.

    🧭 Yaşamın Farklı Alanlarında Dengenin Önemi

    1. Beden ve Sağlık

    Aşırı yeme ya da aşırı diyet; her ikisi de bedeni dengeden çıkarır. Hareket ve dinlenme arasında kurulan denge, kasların gelişimini ve bağışıklık sistemini etkiler. Uykusuzluk da, fazla uyku da bedenin doğal ritmini bozar.

    Bilimsel Not: Homeostaz, bedenin iç dengesini koruma yetisidir. Vücut ısısından hormon seviyelerine kadar pek çok sistem bu dengeye göre çalışır.

    2. Zihinsel Denge

    Çok düşünmek zihni yorar, hiç düşünmemek ise gelişimi engeller. Sürekli hedef odaklı yaşamak kadar, tamamen amaçsız olmak da ruh sağlığını olumsuz etkiler. Zihinsel denge, düşüncelerle duyguların sağlıklı şekilde işlenmesinden geçer.

    Pratik Öneri: Günde 10 dakikalık meditasyon veya nefes egzersizi, zihinsel dengeyi korumada etkilidir.

    3. İnsan İlişkileri

    Aşırı fedakarlık, zamanla içsel tükenmişliğe neden olur. Herkesten uzak durmak da duygusal izolasyona yol açar. Sağlıklı ilişkiler, verme ve alma dengesine dayanır.

    Kendine Soru: Bir ilişkide sadece sen mi uğraşıyorsun, yoksa karşılıklı bir emek var mı?

    4. Duygular

    Üzüntüyü bastırmak kadar, sürekli onu yaşamak da dengeyi bozar. Mutluluğu takıntı haline getirmek, diğer duyguları yok saymak anlamına gelir. Duygusal denge; tüm duyguları tanımak, anlamak ve yönetebilmektir.

    Hatırlatma: Her duygu, geçici bir misafir gibidir. Gelir ve gider. Ona tutunmak ya da kaçmak değil; tanımak gerekir.

    5. Zaman Yönetimi ve Sosyal Yaşam

    Sürekli çalışmak üretkenliği değil, tükenmişliği getirir. Sürekli sosyalleşmek, iç sesinle bağını koparır. Zamanı dengeli kullanmak, yaşam kalitesini belirler.

    Uygulama Fikri: Haftanı planlarken; dinlenme, üretim ve eğlenceye eşit alan ayırmayı dene.

    🔄 Denge Kurulabilir mi?

    Evet, ama bir defalık değil.

    Denge, sabit bir hedef değil; sürekli ayarlanan bir süreçtir.

    Hayat değiştikçe, roller değiştikçe, sen değiştikçe denge noktaları da kayar.

    Önemli olan bu kaymaları fark edebilmek ve yeniden ayarlayabilmektir.

    ✍️ Kapanış

    Denge, hayatı akışında ve sağlıklı tutan görünmez bir mekanizmadır.

    Bizi tüketmeden, bizi bizden almadan yaşamamızı sağlar.

    Bazen durarak, bazen ilerleyerek, bazen sadece dinleyerek sağlanır.

    Kendine bugün küçük bir soru sor:

    “Şu an hangi alanda dengeye ihtiyacım var?”

    Bu sorunun cevabı, belki de yeni bir yolculuğun ilk adımıdır.