Etiket: dailyprompt-1958

  •  “Deniz Feneri Günlüğü: Yalnızım Ama Işıltılıyım!”

    Bazı insanlar yalnız kalınca kitap okur, bazıları yoga yapar, bazıları da Instagram’da 2007 doğumlu kedilere felsefe anlatır. Ama bir deniz feneri? O hep yalnız. Üstelik 360 derece yalnız.

    Deniz fenerleri, denizcilerin pusulası, martıların gözetleme kulesi, romantik film sahnelerinin de dram dozunu arttıran muhteşem yapılardır. Ama asıl görevleri gayet teknik: “Gelme, kayalık var!” demek. Bunu da göz kırpar gibi yaparlar; tabii romantik bir göz kırpma değil, “Bak hâlâ burada kayalık var” diye her 5 saniyede bir uyarı niteliğinde. Trafik lambasının empati yüklü versiyonu gibi düşünün.

    Fenerin CV’si:

    Pozisyon: Yol gösterici

    Lokasyon: Genellikle çok rüzgarlı, bol dalgalı, telefon çekmeyen bölgeler Çalışma saatleri: 7/24 Maaş: Şöhret ve martı pisliği

    Yan haklar: Ay ışığı, zaman zaman balıkçı hikâyeleri

    Tarihin Instagram Influencer’ı

    Antik Yunan’da bile “deniz feneri” kavramı vardı. Mısırlıların meşhur İskenderiye Feneri, zamanının Eiffel Kulesi gibiydi. Eğer milattan önce Instagram olsaydı, “#SunsetVibes #SafeHarbor #GlowUp” etiketleriyle story atardı.

    Deniz Feneri ile Bir Gün

    Düşünün, sabah uyanıyorsunuz. Çay yok, komşu yok, kahve de yok. Sadece rüzgar, tuz ve belki adını “Zeytin” koyduğunuz bir martı.

    Ama olsun. Siz bir görev insanısınız. O ışığı yakacak ve o gemiyi kurtaracaksınız. Sizi kimse alkışlamayacak ama olsun. Deniz size teşekkür etmese de, o gemi batmadıysa sizin yüzünüzden.

    Fenerler Neden Bu Kadar Hüzünlü?

    Belki de fenerleri bu kadar sevmemizin sebebi, onların sessiz ama kararlı duruşları. Hep oradalar. Hep ışık saçıyorlar. Hep birilerine yardım ediyorlar ama asla “Bak ben yaptım!” demiyorlar.

    Yani… bir nevi ışıklı introvertler diyebiliriz.

    Son Olarak;

    Bir gün hayat fırtına gibi eser, yönünüzü kaybedersiniz. İşte o zaman bir yerlerde bir deniz feneri vardır. Sizin için göz kırpar.

    Belki gerçek değil, belki metaforik… ama hep bir yol gösteren olur.

    Ve bazen en parlak ışık, en sessiz yerden gelir.

  • Kendini Kötü Hissedince Yapılacak 7 Nazik Şey!

    Kırılgan olduğun zamanlar da senin bir parçan. O hâline de iyi bak. Kahveni ya da çayını kap, başlıyoruz…

    1. ☕ Bir fincan sıcak bir şeyle durmak

    Kahve olur, çay olur, sıcak çikolata olur… Önemli olan: içini ısıtması. Fincanı iki elinle tut, bir süre sadece bak. Düşüncelerin yarışıyorsa, sen kahvenle yürümeye başla.
    Bonus: Fincanı biraz fazla özlediysen, o da seni özlemiş olabilir.

    2. ✍️ İçinden geçenleri yargılamadan yazmak

    “Bunu yazıyorum çünkü sinirim burnumda ama başka da çarem yok” diye başla. Günlük mü, kağıt mendil mi karar veremediğin şeyleri yaz. Gerekirse duygularına isim koy: “Hoş geldin öfke, köşede bekle.”
    En kötü ihtimalle: yazdıklarını sonra roman yaparsın. Dram hazır.

    3. 🧺 Küçük bir alanı toparlamak

    Hayır, evi baştan aşağı temizlemeye gerek yok. Bir köşe yeter. Yatak, masa, ya da o 3 gündür katlanmayı bekleyen çoraplar…
    Psikolojik destek yetmediğinde, Marie Kondo’dan yardım alırız artık.

    4. 🎧 Yumuşak bir çalma listesi açmak

    Sözsüz, sakin, biraz duygusal müzikler. Ama dikkat: yanlış listeye girip “aşk acısı çalma listesi” açarsan kendini 2008 MSN dönemi melankolisinde bulabilirsin.
    Kontrollü hüzün iyidir. Aşırıya kaçarsan battaniyeye sarılıp tavanla konuşmaya başlarsın.

    5. 🌿 Açıp camı biraz nefes almak

    Camı aç. Dışarıyı izle. Biri köpeğini gezdiriyor, diğeri market poşetini düşürdü, hayat devam ediyor. Sen de onun içindesin.
    İpucu: Temiz hava ruhun AirPods’udur. Şarjı biterse biz de biteriz.

    6. 📴 Bir saatliğine ekrandan uzaklaşmak

    Instagram seni kıyaslara boğduysa uzaklaş. Bir saatlik mini detoks bile beyin için SPA etkisi yapar.
    Hem ekranı bırakınca gerçekten çevrende çiçek açıyor. Şaka değil, en azından saksıda.

    7. 🫶 Kendine şunu demek: “Şu an zor bir an. Ama geçecek.”

    Bunu aynaya bakarak söyle. Sesin titrer mi? Olabilir. Gözlerin dolar mı? Olabilir. Ama geçecek.
    Not: Netflix dizileri bile biterken bu da geçer. Güven bana.

    💌 Son Olarak;

    Kendini kötü hissettiğinde hemen toparlanmak zorunda değilsin. Bazen yapabileceğin en güzel şey; yavaşlamak, biraz durmak ve “bugünlük bu kadar” diyebilmek.
    Kendine nazik ol. Çünkü zaten yeterince uğraşıyorsun. Bir de kendinle savaşma olur mu?

  • Kendini Sevmek: Neden ve Nasıl?

    Çünkü kimse senin kadar uğraşmaz.

    🎯 Önce “Neden?” Sorusuyla Başlayalım

    1. Çünkü başkası yapmayabilir.

    Gerçekçi olalım. Herkes yoğun. Bazısı kendini bile sevmeye vakit bulamıyor.

    O yüzden bu işi dış kaynaklara bırakmak tehlikeli.

    Sen kendini sev ki, başkaları seni sevdiğinde “Aaa süper denk geldi!” diyebilesin.

    2. Çünkü en uzun ilişkin… kendinle.

    Doğduğundan beri birliktesiniz. Uyumak, yemek yemek, boş boş bakmak… hep sen.

    Arayı düzelt, zira kendinle küs yaşanmaz. Trip atarsan da, barışmayı yine sen yapacaksın. Masraflı ve yorucu.

    3. Çünkü aynadaki kişi seni terk etmez.

    Er ya da geç herkes gider. Ama sen kalırsın.

    (En kötü ihtimalle, kuaföre gidersin. Ama geri dönersin.)

    🛠️ Peki, Kendini Sevmek Nasıl Olur?

    1. Sabah uyanınca kendine “Günaydın güzel insan” de.

    Evet, saç baş dağınık olabilir ama unutma: Dağınıklığın bile sana özgü.

    (Evin gibi düşün, her köşesi tanıdık.)

    2. Hatalarını Netflix dizisi gibi izle.

    “Bunu ben mi yaptım?” diye düşündüğün anlar olacak.

    Ama bir gün aynı şeyi kahkaha ata ata anlatacaksın.

    (Hatta belki bloga yazarsın. Mesela ben şu an onu yapıyorum.)

    3. ‘Hayır’ demeyi öğren.

    Kendini sevmenin en sade hali: istemediğin şeylere “Hayır” diyebilmek.

    “Gelemem, o gün kendime çay ısmarlayacağım.” diyebilmek… gerçek özgürlük.

    4. Kendine küçük sürprizler yap.

    Bir kahve, bir kitap, bir çiçek…

    Kendini şaşırt. “Aaa sen mi aldın? Ne kadar da düşüncelisin!” deyip gülümse.

    (Not: Bu ekonomiyle hâlâ kendine hediye alabiliyorsan, gerçekten büyük bir sevgisin.)

    5. Kendini başkalarıyla kıyaslama.

    Kimse sabah 08:00’de story atmaz. Atıyorsa da o gerçek değil.

    Senin ritmin yavaşsa, sen öylesin.

    Başkasına değil, kendine yetiş.

    💬 Sonuç: Sev Kendini, Yoksa Kimse Yerine Sevemez

    Kendini sevmek; süs değil, süslenmeden de iyi hissetmektir.

    Onay beklemeden “Ben buradayım.” diyebilmek.

    Bazen battaniyeye sarılıp, “Bugün moralim yok ama iyiyim.” diyebilmektir.

    Hazır bu kadar kendini sevmişken bir kahve koy, Spotify’dan “Kendine Notlar” çal ve bu yazıyı paylaş.

    Belki birileri de bugün ilk defa aynaya gülümser.

    💌

    Sevgiyle (önce kendine),

    Mindora

  • Seni etkileyen 3 kitap nedir ?

    Robin Sharma – Sabah 5 klübü
    Ahmet Şerif İzgören – İş Yaşamında 100 Kanguru
    Kimberley Feeeman – Kır Çiçeği Tepesi

    Sabah 5 Kulübü – Robin Sharma

    Bu kitap, disiplinin, sabah rutininin ve kişisel gelişimin önemini bana adeta yeniden öğretti. Güne erken başlamanın yalnızca bir alışkanlık değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi olduğunu fark ettim. Kitaptaki karakterlerin dönüşüm yolculuğu, bana da değişimin mümkün olduğunu gösterdi. Sabah 5’te uyanmanın sadece fiziksel bir eylem değil, zihinsel bir dönüşüm olduğunu anladım. Kendime ayırdığım ilk saatlerin günün geri kalanını nasıl şekillendirdiğini bu kitapla deneyimledim.

    İş Yaşamında 100 Kanguru – Ahmet Şerif İzgören

    İş hayatında karşılaşılan durumları mizahi ama gerçekçi bir dille ele alan bu kitap, bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. İzgören’in sade dili ve yaşanmış hikâyelerden yola çıkarak verdiği mesajlar, profesyonel yaşantımda daha bilinçli ve esnek olmamı sağladı. Kitaptaki “kanguru” metaforu, iş dünyasındaki sürprizlere hazırlıklı olmam gerektiğini, aynı zamanda olaylara çok yönlü bakabilmenin önemini gösterdi.

    Kır Çiçeği Tepesi – Kimberly Freeman

    Hayal gücünü ve duygusal derinliği harmanlayan bu roman, geçmişle bugünü iç içe geçirerek beni zamanlar arasında bir yolculuğa çıkardı. Kadın karakterlerin güçlü anlatımı, özellikle içsel direniş ve hayata tutunma çabaları beni derinden etkiledi. Kitap, duygusal bağ kurma gücümle birlikte, kendi hayatımdaki kökleri, aile bağlarını ve kişisel kimliğimi sorgulamama neden oldu. Aynı zamanda, geçmişin sırlarını çözmenin bugünkü kararlarımızı nasıl etkileyebileceğini fark ettim.

    Bu üç kitap, farklı yönlerden bana dokundu. Biri disiplinimi güçlendirdi, biri iş hayatındaki duruşumu şekillendirdi, diğeri ise duygusal dünyamı zenginleştirdi. Her biriyle kendimi yeniden keşfettim ve hayata dair yeni pencereler açtım. Gerçekten de kitaplar, yalnızca kelimelerden ibaret değil; bazen hayatın kendisi oluyorlar.