“Kızdım çünkü biri beni kızdırdı” mı…?
Çoğumuz fark etmeden bir sahnenin yan karakterine dönüşüyoruz.
Günlük hayatın içinde, kendi hislerimizi başkalarının davranışlarına bağlayarak yaşıyoruz.
“Beni sinirlendirdi.”
“Beni kırdı.”
“Beni üzdü.”
Oysa gerçekten seni üzen neydi?
Onun yaptığı mı?
Senin o davranışa yüklediğin anlam mı?
🎭 Sorumluluk dışarıda mı içeride mi?
Bir düşün.
Aynı cümleyi farklı iki kişiden duyduğunda aynı tepkiyi vermiyor olman bir tesadüf mü?
Demek ki mesele sadece söylenen değil,
onu duyan sensin.
🧩 Duygular, başkalarının değil senin yansımandır.
Belki biri sana kaba davrandı.
Ama gerçekten seni sarsan, o kabalığın içinde tetiklenen bir geçmiş deneyimindi.
Sevilmeme korkusu
Yetersizlik duygusu
Onay ihtiyacı
Başka biri aynı cümleyi duyduğunda omuz silkip geçerken,
senin içine neden bir yumruk gibi oturdu?
🔍 Anlam Arayışı, Kendine Dönüşle Başlar
Bu yazı bir suçlu aramak için değil.
Bir kurbanlık ilan etmek için hiç değil.
Ama belki şöyle demek için:
“Evet, bu durum beni etkiledi. Ama neden bu kadar etkiledi, bunu anlamak istiyorum.”
Çünkü anlamak, iyileştirmenin ilk adımıdır.
Ve insan ancak kendini anlamaya başladığında, anlam arayışında bir adım yol alabilir.
☕ Küçük Bir Durak:
Bugün seni rahatsız eden bir olayı düşün.
O an yaşadığın duyguyu bul.
Ve kendine sessizce şunu sor:
“Bu duygunun bende tuttuğu yer ne?”
“Gerçekten karşımda duran kişiye mi ait, yoksa çok daha derine mi kök salmış?”
Anlam arayışı, dış dünyada değil…
Kendi içindeki yankıda başlar.

