Etiket: anlam arayışı

  • 🌿 İnsanın Anlam Arayışı

    “Kızdım çünkü biri beni kızdırdı” mı…?

    Çoğumuz fark etmeden bir sahnenin yan karakterine dönüşüyoruz.

    Günlük hayatın içinde, kendi hislerimizi başkalarının davranışlarına bağlayarak yaşıyoruz.

    “Beni sinirlendirdi.”

    “Beni kırdı.”

    “Beni üzdü.”

    Oysa gerçekten seni üzen neydi?

    Onun yaptığı mı?

    Senin o davranışa yüklediğin anlam mı?

    🎭 Sorumluluk dışarıda mı içeride mi?

    Bir düşün.

    Aynı cümleyi farklı iki kişiden duyduğunda aynı tepkiyi vermiyor olman bir tesadüf mü?

    Demek ki mesele sadece söylenen değil,

    onu duyan sensin.

    🧩 Duygular, başkalarının değil senin yansımandır.

    Belki biri sana kaba davrandı.

    Ama gerçekten seni sarsan, o kabalığın içinde tetiklenen bir geçmiş deneyimindi.

    Sevilmeme korkusu

    Yetersizlik duygusu

    Onay ihtiyacı

    Başka biri aynı cümleyi duyduğunda omuz silkip geçerken,

    senin içine neden bir yumruk gibi oturdu?

    🔍 Anlam Arayışı, Kendine Dönüşle Başlar

    Bu yazı bir suçlu aramak için değil.

    Bir kurbanlık ilan etmek için hiç değil.

    Ama belki şöyle demek için:

    “Evet, bu durum beni etkiledi. Ama neden bu kadar etkiledi, bunu anlamak istiyorum.”

    Çünkü anlamak, iyileştirmenin ilk adımıdır.

    Ve insan ancak kendini anlamaya başladığında, anlam arayışında bir adım yol alabilir.

    Küçük Bir Durak:

    Bugün seni rahatsız eden bir olayı düşün.

    O an yaşadığın duyguyu bul.

    Ve kendine sessizce şunu sor:

    “Bu duygunun bende tuttuğu yer ne?”

    “Gerçekten karşımda duran kişiye mi ait, yoksa çok daha derine mi kök salmış?”

    Anlam arayışı, dış dünyada değil…

    Kendi içindeki yankıda başlar.

  • ⏳ Zaman Geçiyor, Peki Sen Aynı Mısın?

    Bazen her şey değişir, biz hâlâ aynı yerde gibi hissederiz. Ama öyle mi?

    Zaman geçiyor evet.

    Takvimler değişiyor, mevsimler geçiyor, hatta bazı insanlar saç rengiyle beraber kişiliğini de değiştiriyor.

    Ama biz? Biz aynı mıyız?

    Kendime sık sık bu soruyu soruyorum:

    “Zaman geçiyor, ama ben geçebiliyor muyum?”

    🌒 Akşam 22:37 – Zihinsel Trafik Yoğunluğu

    Yatmaya hazırlanıyorum.

    Telefonu bırakıyorum, ışığı kapatıyorum, kafamı yastığa koyuyorum.

    Ve o an geliyor:

    “Ben ne yapıyorum?”

    “Zaman geçiyor, ben hâlâ hayatımı çözemedim.”

    Tam drama zirveye ulaşacakken, iç sesim devreye giriyor:

    — “Şu lavabodaki çatalı da bırakma artık orada.”

    Ve evrenin anlamı, paslı bir çatalın gölgesinde kayboluyor.

    Dış dünya bir film sahnesi gibi.

    Instagram’da herkes yoga yapıyor, deniz kenarında kitap okuyor, “öz” ile “ben” arasında köprü kuruyor.

    Ben?

    Ben yoğurdun son kullanma tarihine bakıyorum.

    Ve içimdeki küçük ama kararlı ses fısıldıyor:

    — “Geç kaldın…”

    Ama nereye, kime, neye geç kaldım bilmiyorum.

    Belki de sadece kendime geç kaldım.

    Kendimi hep “sonra ilgilenirim” klasörüne atıyorum.

    🎭 Gülmek Mi? Evet Lütfen.

    Hayat bazen öyle bir ağırlık yapıyor ki, altından kalkmak için mizah kazmasıyla eşelemek zorunda kalıyorum.

    Örneğin:

    “Hayat amacımı buldum!”

    Dolaba çikolata bakmaya gider…

    Veya:

    “Meditasyon yapıyorum”

    Tavana 2 saat bakar…

    Çünkü gülmek, bazen duyguların üstünü örten bir battaniyedir.

    Isıtır, sarar, geçici de olsa huzur verir.

    🧘‍♀️ Peki Ya Şimdi?

    Zaman geçiyor, evet.

    Ama mesele belki de her şeye yetişmek değil.

    Belki sadece “ben buradayım” diyebilmek.

    Çünkü geçmiş hep pişmanlıklarla dolu olacak.

    Gelecekse hep belirsizlikle.

    O yüzden en kıymetli durak: Şimdi.

    Ve eğer şu an bu satırları okuyorsan…

    Kendine az da olsa vakit ayırmışsın demektir.