Kategori: Uncategorized

  • Pazartesi bitti, hayatta kaldık!

    Kendinizi tebrik edin, zira haftanın en sinsi günü olan Pazartesi’yi atlattınız. Bu, Everest’e terliklerle tırmanmak gibi bir şey. Ama başardınız!

    Salı mı? O, Pazartesi’nin kuzeni. Ama artık gardımızı aldık. Çarşamba desen, haftanın tam ortası; psikolojik olarak “az kaldı” moduna giriyoruz. Perşembe zaten Cuma’nın ön gösterimi. Cuma? Ah, o artık bir ödül!

    Unutmayın: Haftanın her günü bir fırsat. Kim bilir, belki Salı sabahı harika bir fikir bulursunuz. Belki Çarşamba gülmekten karnınız ağrır. Belki Perşembe birine ilham olursunuz.

    Kendinize güvenin, gülümsemeyi unutmayın. Çünkü en iyi versiyonunuz, iyi hisseden halinizdir.

    Haftaya damganızı vurun, ama kahvenizi de eksik etmeyin!

  • Yakında Kiminle Konuşmak İsterdim?

    Cevap net: Robin Sharma.

    Çünkü bir insan hem sabah 5’te kalkıp kitap yazıyor, hem de bunu keyifle anlatabiliyorsa… orada kesin bir sihir vardır! Kendisiyle bir kahve içip (muhtemelen matcha tercih eder), şu meşhur “zihinsel disiplini” nasıl koruduğunu sormak isterdim. Belki bana da o içsel GPS’ini paylaşır diye umut ediyorum, çünkü benimki sabah alarmına bile tepki vermiyor.

    Ayrıca günlük rutininde neleri önceliklendirdiğini öğrenmek isterdim. Belki ben de sabahları Instagram yerine ilhamla uyanmayı başarırım. Ve tabii, zorluklarla başa çıkarken kullandığı o gizli stratejileri de not alırdım—bir yandan içsel fırtınalarla boğuşurken bir yandan da sükûnet içinde oturmak, bildiğin ninja becerisi.

    Kısacası, onunla bir konuşma sadece ilham vermezdi; belki hayatıma da küçük bir “Ferrari ruhu” katardı!

  • Cumartesi: Kişisel Gelişim mi, Kahvaltı mı?

    Kişisel gelişim kitapları “erken kalk, hedef koy, güne yön ver” der.

    Cumartesi ise “biraz daha uyu, kahvaltı zaten günün zirvesi” diye fısıldar.

    Hafta içi 6:30’da alarma uyanan biz, Cumartesi sabahı 10:45’te gözümüzü aralayıp “bugün verimli geçecek” der, sonra tekrar uyuruz.

    Hedef: Kitap okumak, yürüyüş yapmak, üretken olmak.

    Gerçek: 2 saat Instagram, 1 saat kahve, 3 saat “bir şey izleyeyim” derken akşam.

    Ama belki de Cumartesi, asıl gelişimi hatırlatır:

    Rahatlamak, yavaşlamak, hayattan keyif almak da bir beceridir.

    Yani evet, Cumartesi günü kişisel gelişim biraz bekleyebilir. Ama kahvaltı soğumadan gelmek lazım.

  • Duygularına Sahip Çık!

    Duygularına Sahip Çıkmak, Kendine Sahip Çıkmaktır

    Seninle başlar her şey. Dışarıdaki dünya seni şekillendirmeye çalışsa da, asıl değişim içeriden gelir. Hayat kolay değil. Her gün karşına çıkan olaylar, insanlar, belirsizlikler seni zorluyor. Ve evet, tahammül sınırların daralıyor. Ufak şeyler bile bazen koca bir fırtına gibi kopuyor içinde. Normal. Çünkü sen insansın.

    “Duygular düşman değildir. Onlar, bize bir şeylerin yanlış gittiğini anlatan habercilerdir.” – Brene Brown

    Tahammülsüzlük, çoğu zaman bastırılmış yorgunluğun dışa vurumudur. Sadece olan bitene değil, kendi içinde çözülmemiş duygulara da tepkidir. Biri sesini biraz yükselttiğinde, geçmişte duyduğun o ton aklına gelir belki. Ya da ertelenmiş bir huzursuzluk, en olmadık anda patlar.

    Ama burada kritik bir fark var: Tepki mi veriyorsun, farkındalıkla mı davranıyorsun? Çünkü kişisel gelişim, her şeye gülümsemek ya da pozitif kalmak değildir. Asıl mesele, ne hissettiğini bilmek ve onu yönetebilmektir.

    “İnsan kendi içinde savaşmadıkça, dışarıdaki savaşları kazanamaz.” – Carl Jung

  • Hayat bazen kişisel gelişimle kişisel çöküş arasında ince bir çizgi…

    Bir gün “Sabah 6’da kalkıp meditasyon yapacağım” diyorsun, ertesi gün 11’de uyanıp kahvaltıya moral motivasyonla Nutella sürüyorsun.

    Kitap alıyorsun: “Kendine İyi Davran”, sonra kendine şöyle diyorsun: “Bugünlük dinlen, hak ettin.”

    Bir yanda hedefler, diğer yanda dizi maratonları…

    Ama önemli olan şu:

    Gidiyor olman. Hızın değil, yönün önemli.

    Kimi gün kitap okursun, kimi gün battaniyeye sarılıp hayata küsersin.

    İkisi de senin gelişiminin bir parçası.

    Yani kısacası:

    Sen zaten ilerliyorsun. Sadece biraz kahve ve bolca sabırla! ☕🌱💪

  • Kendini Geliştir, Ama Şarjın Bitmesin


    Kişisel gelişim denince herkes bir anda kitaplara, seminerlere, motivasyon videolarına sarılıyor. Güzel de, önce bir kahvaltı yap istersen. Zira aç karna farkındalık da zor oluyor.
    Her gün “daha iyi bir ben” olmak için çabalıyoruz ama bazen “bugünkü ben” de fena değil.
    Küçük adımlar önemlidir diyorlar, ama biz bazen küçük adımı atarken Instagram’a takılıp 3 saat kaybolabiliyoruz. Olsun, insanız sonuçta.
    Kısacası, geliş ama robot gibi değil. Kendini tanı, geliştir ama arada miskinlik hakkını da kullan. Çünkü gelişim, önce kendine gülümsemekle başlar.


  •  “Onlar Nasıl Bu Kadar Başarılı Oluyor?” Sendromu

    Başkasının sabah rutini:

    🏃‍♂️ 5:00 koşu

    📖 20 sayfa kitap

    🧘‍♀️ Meditasyon

    ☕ Cold brew

    Benim sabahım:

    🤳 Alarmı 4 kez ertele

    🛌 Yatakla göz göze gel

    ☕ Kahveye bakıp içmemeyi düşün

    😶 “Ben nerde yanlış yaptım?” diye sorgula

    Ama gerçek şu:

    Sen sadece onların paylaştığını görüyorsun,

    Arka planda ne kadar tökezlediklerini bilmiyorsun.

    📌 Herkesin saati, yolu, ritmi farklı.

    Kıyaslama, motivasyon değil baskı üretir.

    Sen kendi ilerleyişine odaklan.

  • Mükemmel Olmasın, Devam Etsin Yeter

    Bugün sabah 5’te kalkmadım.

    7:30 oldu, hâlâ yataktaydım.

    Kahve soğumuş, motivasyon kayıplarda.

    Ama bir sayfa kitap okudum.

    Bir not yazdım.

    Ve en önemlisi: Pes etmedim.

    📌 Motivasyonun Instagram filtresi yok.

    Gerçek hayatta motivasyon:

    📉 Bir gün var,

    📈 Bir gün yok,

    Ama önemli olan: Bir adım atmak.

    💬 Eğer sen de bazen “mükemmel başlamadım” diye kendini suçluyorsan…

    Rahatla. Devam etmek > Mükemmel başlamak.

  • “Bugün hiçbir şey yapmadım” sendromu

    Bazen plan yaparsın,

    Saat kurarsın,

    Kahveni hazırlarsın…

    Ama sonra tüm gün Instagram’da kaybolursun.

    Ve gün sonunda şöyle dersin:

    “Bugün hiçbir şey yapmadım.”

    Ama aslında çok şey düşündün,

    yeni bir günün hayalini kurdun,

    belki de sadece yorgundun.

    “Üretkenlik” bazen bir şey üretmemekten geçer.

    Dinlenmek de bir ihtiyaç.

    Kendine kızmak yerine kendine alan ver.

    Bugün sadece nefes aldıysan bile:

    O da bir şeydir.

  • İş ve Ev hayatı zorlu 2’li

    İş ve ev hayatını dengede tutmak zor olsa da, özellikle bir çocuğum olduğu için önceliklerimi net tutmaya çalışıyorum. İşteyken elimden gelenin en iyisini yapıp, mesai bitince tamamen aileme odaklanıyorum. Çocuğumla geçirdiğim zamanı çok değerli buluyorum, bu yüzden akşamları ve hafta sonları onunla kaliteli vakit geçirmeye özen gösteriyorum. Ayrıca arkadaşlarımla da zaman geçirmek benim için önemli; bu enerjimi yenilememi ve sosyal hayatımı canlı tutmamı sağlıyor. Tüm bunlar arasındaki denge çok önemli. İş planı yaparak, zamanı iyi kullanarak bu zorlu ikiliyi dengede tutmak mümkün oluyor.