“Çarşamba : Sabah 05:00: Kahve mi, Kader mi?”

Merhaba, sevgili “güne erken başlayıp hayatını değiştireceğini düşünen ama aslında alarmı susturup yorgana gömülmek isteyen” dostum! Senin için özel olarak hazırladığım “Saat 5 Kişisel Gelişim Rutini: İlle de Gelişeceksem!” rehberine hoş geldin.

05:00 – Alarm Çalıyor (Ama Neden?)

Yatağın kenarında çalan o nefret dolu ses: “Haydi, bugün yeni bir sen doğuyor!”
Sen: “Yeni bir ‘sen’ istemiyorum, eski halimle iki saat daha uyumak istiyorum.”
Ama hayır! Kişisel gelişim kitapları “Başarılı insanlar 05:00’te kalkar!” dedi. Peki ya senin ruhun 07:00’den önce bedene girmiyorsa? Sorun yok, kendini zorla!

05:15 – Soğuk Duş (Ya Da Donma Töreni)

“Soğuk duş metabolizmayı hızlandırır, disiplin kazandırır!” diyorlar. Sen ise titreyerek:
“Acaba hipotermi de kişisel gelişim sayılır mı?”
Banyodan çıkarken artık hem uyanıksın hem de donmuş bir ceset gibi hissediyorsun. Muhteşem!

05:30 – Meditasyon (Yani Oturup ‘Ben Ne Yapıyorum?’ Diye Düşünmek)

Gözlerini kapatıyorsun, derin nefes alıyorsun… Aklına gelen tek şey:
“Kahvaltıda simit mi yesem, tost mu? Acaba ofiste çay parası veriyor muyduk?”
“Zihnini boşaltmalısın!” diyen gurular, senin zihninin bir kargaşa sirk olduğunu bilmiyorlar.

06:00 – Koşuya Çık (Ya Da Mahallede ‘Şüpheli Kişi’ İlan Edil)

Karanlıkta koşarken etraftaki köpekler sana havlayıp “Bu saatte ne işin var?” diye sorguluyor.
Sen: “Sağlıklı yaşam için!”
Köpek: “Ben öyle bir hayat istemiyorum.”

06:30 – Kitap Oku (Gözlerin Açık, Beynin Kapalı)

Kişisel gelişim kitabındaki “Limitlerini zorla!” cümlesini okurken, beynin “Benim limitim sabah 07:00’den önce çalışmıyor.” diye isyan ediyor.

07:00 – Kahvaltı (Yani Hızlıca Bir Şeyler Atıştırıp İşe Yetişme Telaşı)

“Avokadolu tost ve chia tohumlu smoothie” hayaliyle başladığın gün, elinde poğaça ve 3. bardak çayla son buluyor. Sorun değil, yarın yine denersin! (Spoiler: Denemeyeceksin.)

07:30 – İşe Varış (Ve Asıl Trajedi Başlıyor)

Ofise geldiğinde mesai arkadaşları: “Nasıl bu kadar enerjiksin?”
Sen, içten içe ölerek: “Kişisel gelişim diye bir şey deniyormuş…”

Sonuç:
Eğer bu rutini 21 gün yaparsan alışkanlık kazanırmışsın. Ama 3. gün “Ben zaten geliştim, yeter!” deyip vazgeçersen, kendini suçlu hissetme. Çünkü gerçek kişisel gelişim, sabah 05:00’te kalkmadan da olur. (Mesela, “Ben alarmı erteleyerek sabrımı geliştiriyorum!” diyebilirsin.)

Not: Bu rutini deneyip 1 hafta dayanabilirsen, zaten başarılı sayılırsın. Dayanamazsan, “Ben akışıma güveniyorum!” de ve güzel bir uyku çek. 😊

Kahve olmadan kişisel gelişim olmaz!

Yorumlar

““Çarşamba : Sabah 05:00: Kahve mi, Kader mi?”” için bir cevap

  1. Önder Elci Avatar

    Kişisel gelişim endüstrisi, son yıllarda bireyin üzerine bir tür “mükemmel olma zorunluluğu” bindirdi. Herkesin 5’te kalkması, meditasyon yapması, koşuya çıkması, soğuk duş alması ve üstüne kitap okuması gerekiyor. Ama bu reçete, her ruh hâline, her bedene, her yaşam tarzına uyar mı? İşte metin, bu sorgulamayı öyle tatlı bir yerden yapıyor ki, kendimizi bir an “gelişmemeyi seçen ama bu seçimden utanç duymayan” cesur bireyler gibi hissediyoruz.

    Özellikle “soğuk duş” ve “koşu” bölümlerinde dozunda bir absürtlük, metni sadece eğlenceli değil, aynı zamanda yerinde bir hiciv örneği yapıyor. Sabah 05:00’te koşan bir bireyin, mahalle köpeklerinin gözünde “şüpheli kişi” ilan edilmesi, mizahın toplumsal yansımasını gösteriyor: bazen gelişim, çevreye göre marjinallik bile olabilir.

    Metin boyunca sıkça rastladığımız iç monologlar –“Acaba simit mi yesem, tost mu?” gibi– aslında zihnin doğal akışını yansıtarak klasik “meditasyon guru”larını da ti’ye alıyor. Çünkü gerçek şu ki, hepimizin zihni o anda “aydınlanmak” yerine çayın yanına poğaça düşünüyor olabilir.

    Sonuç bölümünde yazar, okuyucuyu bir çıkış yoluyla baş başa bırakıyor:

    “Gerçek kişisel gelişim, sabah 05:00’te kalkmadan da olur.”

    Bu cümle, metnin tüm mizahi katmanlarını anlamlı bir çerçeveye oturtuyor. Yani bu bir “karşı gelişim manifestosu” değil, daha çok kişisel ritmi kabul etmenin ve kendini yetersiz hissetmeden yaşamanın manifestosu.

    Eksik Yönler?

    Belki tek eksik, eleştirilen sistemin kökenine biraz daha dokunulmaması. Yani neden bu sabah 5 saplantısı var, kimlerin işine yarıyor, kimin cebine çalışıyor? Bunlara da azıcık dokunulsaydı, metin eleştirel derinliğini iyice güçlendirebilirdi.

    Sonuç olarak:

    Bu rehber, adını “kişisel gelişim” koyduğumuz o çok katmanlı takıntıya bir ayna tutuyor. Ama bu ayna, öyle cam gibi keskin değil; biraz buğulu, biraz gülümseyen bir aynadan yansıtıyor bizi. Ve belki de bu yüzden içimizi acıtmadan gerçeği fark ettiriyor.

    Yani kısacası:

    “Gelişemiyorsan, gül geç.” 🌅

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın